2 Ağustos 2014 Cumartesi

Yarım Dağ


Yarım dağ
Bir yarısında yaşam var diğer yarısında insan eli
Bir yarısında hala kuşlar, karıncalar günlük telaşları içinde yaşamı onurlandırıyor, diğer yarısı safran sarı
Gün doğumuyla yaşam dolu dağların arasından geçerken bir köşeyi döndüğünüzde; Yalova'da da karşınıza çıkıyor yarım dağ(lar); köyünüzün karşı cephesinde de...
Sorunca "neden" diye; ağız birliği yapılmış gibi ortak bir yanıt veriliyor: "taş çıkarılıyor buralardan"...

Buralardan taş çıkarılıyor; oralarda bina yapılıyor; şu karşı kıyıya bir köprü daha atılıyor; arkaya en afilli havaalanı yapılıyor... Herbiri bir birinden geçerli "o, bu, şu" nedenlerle yaşama, yaşamına, yaşamıma saldırılıyor... 

şirketlerinin kış ayında köklerinden sökerek başka yere taşıdığı (!) ağaçları nasıl koruduğunu anlatıyorlar dost sohbetlerinde...

Elleri toprağa hiç değmemiş belli ki...

...

Komşudan bir menekşe dalı alıp, köklensin diye toprağa gömülü iki yaprakla konuşalım hadi... Bir ağaç susuz kaldığında onu sökmek yerine sevip, sulayacak kadar sabırlı olalım...Bahçemizde, balkonlarımızda sevgiyle yetiştirdiğimiz domatesleri ikram edelim kahvaltı sofralarımızda... Dışarı çıkıp bize göz kırpan ilk ağaca sarılalım... Yaşadığımız sokağın sakinleri olan kedileri, köpekleri, kuşları şımartalım bugün...

Doğa ile bir olduğumuzu hissedelim tüm hücrelerimizde ve sevgi ile saralım yarım dağ'ları... Güzel ülkemizin her neresinde karşımıza çıkarsa yarım dağ'lar, paylaşalım... Paylaşalım ki sesleri duyulsun; paylaşalım ki sesimiz her geçen gün daha da yükselsin...

#yarimdag

tema@tema.org.tr 
http://www.tema.org.tr/

Doğa'ya aşkla, ışıkla,

Burçak

24 Temmuz 2014 Perşembe

Parmak Çocuk

Sizlere samimi bir itirafım var.

Dün gece Adile Naşit'in sesinden "Parmak Çocuk" hikayesini dinleyerek uykuya daldım. Tanıdık renkler siyah ve beyaz. Tanıdık ses. Tanıdık hikaye. Gözleri kapanıp kapanıp açılan çocuk ben.

En başındaki kukla biraz içimi ürpertmedi değil. Türkçe, matematik derslerinde aferin alan çocuklara bir "aferin" de Adile Teyzeden geldi.

Bir varmış bir yokmuş diye başladı hikaye,

Bir kenara bıraktım her ne ise çocukluğum olmayan ve daldım muhteşem bir masalın içine. Adile Teyze "parmak çocuk olur mu hiç demeyin; olur mu olur" dediğinde; içime su serpildi. Havadaki işaret parmağıma baktım ve gülümsedim. Parmak çocuk babasının cebinde çarşıya gitmek için izin istediğinde; nefesimi sıkı sıkı tuttum. Sesi borcunu ödemeyen esnafın karşısında gürlediğinde belli belirsiz iki pırıltı yerleşti göz bebeklerime. Parmak çocukla birlikte omuzlarda geri dönerkenki heyecanım az kalsın uykumu kaçırıyordu. Parmak çocuk koşulsuz sevgi ile sarmalandıktan sonra "...ya sevdiniz mi bu masalı? ben de çok sevdim" diyerek bitirdi ve arkasına yaslandı Adile Teyzemiz...

Üzerimi örtmedim, melekler incili yorgan sersinler diye... 

http://www.youtube.com/watch?v=AQY5KvsIU7k

İyi geceler...

Aşkla, ışıkla,

Burçak

23 Temmuz 2014 Çarşamba

Mistik Tanrıça Ritüeli - Gülenay Pema

Gülenay Pema ile Mistik Tanrıça Ritüeli. Yerimiz Yediburunlar Lighthouse. Gerçekten denize uzanan bir sıradağın en tepesinde. Ufka doğru bakıldığında tüm bilgeliği, doğallığı,  haşmetiyle kendini rüzgara kaptırmış, kanatlarını sağa ve sola sonsuzluğa açmış bir kartal ile göz göze gelmeniz olası. Oda oda, ev ev yaşam ve doğallık kokan bir mabed. Sağlı sollu gülümseyen yüzler; kokuları dört bir yanı saran ada çayları, kapıya yaklaşan dağ keçilerinin korkulu rüyası köpeğimiz buğday ve canımız çocuk Rana...

Rana, 7 yaşında yanakları lezzetli bir kız çocuğu. 7 yaşında olmasına rağmen üçüncü sınıfa geçmiş. Hem kendi okulunun hem de Gülenay Hocamızın söylediğine göre Mistik Tanrıça Ritüelinin sınıf birincisi. 13 Temmuz onun doğum günüymüş. Köy yemeğine denk gelmiş. Bazıları hatırlamışlar ancak bazıları da hatırlamamış. Etraftaki kedileri kendine oyun arkadaşı bellemiş, eli kolu çizik içinde, gözler pırıl pırıl. Mekanın kedisi tarçın 9 yaşında. Rana'dan iki yaş büyük :)

Rana, hayat bilgisi dersinde neler öğretildiğini sıradağın tepesindeki eşsiz manzaralı koltuklarımıza kurulup çay keyfi yaparken anlattı. Üstelik bu kadar da değil Rana'nın marifetleri, ingilizce de biliyor. Hayvanlar, sayılar. Sorun, söylesin.

Cennetten bir yansımaydı sanırım bu ışık evi. Bu satırları yazarken kendine mesken olarak bizim odamızın dışındaki sandalyeyi seçen evin diğer kedisi yanıma yaklaştı. Yıllardır kedileri sadece uzaktan seven ben birden kucağımda mırlayan bir kedi buluverdim. Evlerinde kedi olduğu için onları ziyaret edemediğim dostlara selam olsun. İki dakika kedi; ve üzerine gözüme reiki :)) güzel bir hatıra olarak yer aldı sepetimde.

Cırcır böceklerinden orkestra, boşlukta asılı denizden gelen belli belirsiz bir uğultu. Dağın tepesinde bulutlar görürsünüz ya hani; iste o bulutlar bize değip geçti gecenin yaldızları altında.

Bu muhteşem ışık evinde; kendi içimize, en kadın halimize doğru bir farkındalık yolculuğuna çıktık sevgili hocamız Gülenay Pema'nın önderliğinde. Bir arada bir'likle, kadın olmanın bilinciyle, doğayla bütünleşmeye, doğasıyla bir olmaya niyetli 15 kadın. Nefeslerimiz, mantraların içimize işleyen vurguları ile varlığımızın en kendimize ait ve en unutulmuş halini sardık sarmaladık.

An geldi sessizliğe büründük, an geldi kırmızılar içinde onurlandırdık kadınlığımızı...

Ruhum sadece an'da kaldığımız zaman seslendi kalpten... ev'indesin...

http://gulenaypema.com/seminerler/pema-ile-mistik-tanrica-ritueli/

Aşkla, ışıkla,

Burçak

21 Temmuz 2014 Pazartesi

Kelimelerin Bilgeligi


dostlar, hatırladığım sene 1993 leo buscaglia "sevgi" kitabının satırları ile buluştuğumda karnımın içinde kelebekler uçuşmuştu... çocukluğuma dair de türkülerin bilgece sözlerini anlama çabasındayken kulağıma çalınan aşk, dost... her bir kitapta kendi içime doğru bir adım atarken, Şems'in Kimya Hatun'una dair satırları mutluluk gözyaşları ile kalbime yerleştirdim... İçimdeki dost ses dedi ki senin gibi milyonlarca can var kitapların, kelimelerin bilgeliği ile gözyaşlarına kapılan, ama hüzünle ama aşkla... Bir'likle, birlikte dillendirseniz kelimelerinizi sadece kalpten... Bir dilek tuttum, dost elimi tuttu ve Kelimelerin Bilgeliği doğdu... "kelimelerimiz, kelimeleriniz kalpten olsun dostlar"... sadece ve sadece paylaşmak, yoldaşlık yapmak için buluşmak dileği ile bu renkahenk kelebeğin kanatlarının altında... sevgi, ışık ve aşkla... burcak "sımmsıcacık sarıldım bir de  bilirler kendilerini"

https://www.facebook.com/kelimelerinbilgeligi/ 

:)





1 Temmuz 2014 Salı

eline kalemi kağıdı alıp kendi yolculuğunu anlat hadi...
başı ve sonu sonsuzluk olsun...
içine bir tutam özgürlük ve ilahi aşkı da kat...
şu anda hikayenin her neresinde isen dur ve kendini "koşulsuz sev"... sonra sen sadece dile, kalpten, en saf çocuk yüreğinle ve gülümse... hiçliğe teslim et kendini...
geride bıraktığın çizgiler bırak kendi hallerinde kalsınlar...
sen hep içine, kalbine, kendini biraz daha fazla bilmeye ve sevmeye doğru at adımını...
şifa olsun... ve öyle de oldu...
aşkla, ışıkla...
burcak

28 Haziran 2014 Cumartesi

Yaşamıma ve gelişimime hizmet etmeyen tüm duygu, düşünce, eşya ve hatta varlığı SEVGİ ile gökyüzüne renk ahenk balonların içinde sonsuzluğa bırakıyorum...

Yolumda engel gibi gözüken herşeyin bir ilüzyondan ibaret olduğunun farkındalığını varlığımın her noktasında hissedebilmek niyeti ile tüm yaşamıma dışardan bakmayı ve KAYNAĞIMI her daim hatırlamayı seçiyorum...

Yer yüzüne köklerimi salarken; gökyüzünün sınırsız uzantısının bir parçası olmaya niyet ediyorum... Her yeni günün, dakikanın, nefesin, adımın beraberinde getireceği HEDİYELERİ almaya kendimi ve varlığımı açıyorum...

Evrenin sınırsız kaynağına kollarımı sadece AN'da kalarak açıyorum... Bedenimi, varlığımın her bir hücresini İLAHİ AŞK ile dolduran tüm gün doğumları için şükranlarımı sunuyorum...

Aşkla, ışıkla... Burçak 

25 Haziran 2014 Çarşamba

iki yil...

Dün tam iki yıl oldu istanbul... bugün ise koç'ta iki yıl... öğrencilerim, birlikte çalıştığım ekip, dünyanın dört bir yanındaki iş ortaklarım, şirketlerdeki gülümseyen yüzler... mutlulukla aldığım "işe girdim" haberleri, yaşamlara ufak ufak dokunuşlar ve pırıltılı, yaşam dolu, yaratıcı yeryüzü perileri, bilgeleri, melekleri... özenle üzerinde çalıştığım yaşam amaçları, evrenin sınırsız kaynağından hediyeler... bir'den bir'e... ve bütüne... bir'in ve bütünün hayrına olacak şekil, yer ve zamanda... hepsi için teşekkür ederim...

25 Mayıs 2014 Pazar

Gönlünüzde olan önünüze gelsin dilerim... Bir çocuğun saflığı, denizin masmavi, güneşin altınsarısı, gökkuşağının renk ahenk şifası, yaşamınıza aşkınız, huzur dört bir yanınızı sarsın. Tüm dualar birin ve bütünün en yüksek hayrına olacak şekilde ve zamanda yanıtlanır... Her ne ise aşk'a aşık eden sizi onunla buluşsun varlığınız... Kalpten edilen her dua çocuklarımıza, dostlara, ailemize, güzel ülkemize, doğaya, cennetteki canlarımıza yansısın... Varlığıma ışığı dokunan herkes iyi ki var... Pamuklara sardım sarmaladım hepsini... Teşekkür ederim...
burçak

20 Mayıs 2014 Salı

ezgi

Kendine en güzel hediyeyi vermeye hazır mısın? Her ne ise tutunduğun bırakmaya var mısın? Denizin üzerinde, boşlukta, hiçlikte özlemini duyduğun sen ile buluşmaya ne dersin? Peki ya sana içinde yankılanan yanıtların, ve şu anda bu satırları okuyor olmanın tesadüf olmadığını söylesem belli belirsiz gülümser mi ruhun? Düşüncelerini susturmak için bedenini rastgele bir ezgiye teslim etsene hadi. Sonra da zamansızlaşana dek kana kana iç sessizliği. Bugün yaşamın hediyesi sessizlik, sessizliğin olsun can ve şifaya aç kendini.
Aşkla, Işıkla,
Burcak




12 Mayıs 2014 Pazartesi

Günaydın can,
derin ve güzel bir nefesi doldurarak içine, tekâmülünü yerine getirmek için seni taşıyan bedenine teşekkür et ve şifaya aç kendini... İzin ver koşulsuz sevgi ile sarmalasın yaşam seni. Doğanın, dünya ana'nın bilgeliğine sarılmak için sadece an'da kalmak olsun niyetin. Bir ol kendinle ve o birlikle kendi içine doğru bir adım at, ve sonra bir adım daha. En derin, en gerçek seni bulana kadar adım atmayı hiç bırakma. Bu yolculuğu keyifle yap ve de. Karşına çıkan hediyeleri gökkuşağına dönüştür. Ve tüm bunları sadece niyetin, nefesinle yap.
Şifa olsun ve öyle de oldu.
Aşkla, ışıkla,
Burçak

10 Mayıs 2014 Cumartesi

kızıma

Canım Kızım,

Yarın anneler günü. Bazı annelerin ilk kez kutlayacağı, bazılarının yalnız kalacağı, bazılarının yıllardır kutlamaya alıştığı ve heyacanla beklediği belki bir kısmının sevmediği, diğer bir kısmınınsa cennetten yavrularını kucaklayacağı. Ben nedense bu sene ilk kez kutlayanlar arasında yerimi aldım kendimce.

Bir iş seyahati için gittiği Barcelona'da Lladro'larla buluştu annen. Etrafına heyecanla bakınırken porselenlerin içinde salınan bir kaç peri ve melek gülümsedi ona. Ardından yarım ay şeklinde Lladro'nun ucunda, tıpkı bir leyleğin gagasındaymışçasına sallanan bir erkek bebeği merhaba dedi. Sonra sen göz kırptın köşeden, ve seni avcuna aldı. Gözlerin kapalıydı ancak gülümsüyordun yine de. Üşümeyesin diye pikenin ucunu bir kuş tutmuş, üstünü örtüyordu. Saçların sol tarafına yatmış ve mavi bir kurdela ile tutturulmuştu. Ellerini ise kavuşturmuştun altın rengi kalbinde.

İşte o an annene cennetten seslendin ve dedin ki "anneciğim seni seviyorum".

Doğmamış kızıma mektubum...

Yeryüzündeki ve cennetteki tüm anne ve yavrularını pamuklara sardım sarmaladım...

Aşkla, özlemle,

Burçak





Hadi bir hesap yapalım beraber. İster misiniz?  Merak ediyorum... tıpkı yolunu kaybetmiş, ancak kaybolduğunun farkında olmayan bir çocuk gib...