Saniyeler dakikaları; dakikalar saatleri izlemekten vazgeçer...
Apansız kalkıverir üzerinden, sıcacık bedenini saran uykudan yorgan...
İşte o an ruhunun en derin hesaplaşması başlar...
Acımasızca sallarsın kılıcını kendine; ama doğru ama yanlış...
Başbaşa kalırsın yaşanmışlıklarınla; yaşanmış ama eksik kalmışlarınla; yaşanamamışlarınla...
Bir çare, biçare, kitabına uzanır elin; ya da en sıkı dostun (!) telefonuna...
Bir çocuk edasıyla kendini oyalamaya çalışırken; tanıdık bir koku gelir burnuna buram buram...
Pencereden giren misafir ay ışığı göz kırpar, bedenini sarar...
ve en sadık dostuna; sırdaşına kaldırır kadehini...
İşte tam da o anda gecenin aydınlık yüzü yansır ruhuma...
Ay'ın ipekten ışığı, pembe; hınzır bir mutlulukla sarar etrafımı...
Bebeğinin sesiyle en derin uykusunu hesaplaşmadan rafa kaldıran anneler gelir aklıma...
En kıymetlilerine sarıldıklarında hissettikleri huzurun aksi yansır yüzüme içtenlikle...
En kıymetlilerine sarıldıklarında hissettikleri huzurun aksi yansır yüzüme içtenlikle...
Çocukluktan kalma alışkanlığımla dokuz yıldız sayar dileklerimi sıralarım ardı ardına...
Başucu kitaplarımdan birini alıp; seçtiğim rastgele sayfaları pusula bellerim kendime...
Melek kartlarımı alırım avucuma...
Başucumdaki not defterimle sonsuzluğa taşırken bana ayna olan anları; gecenin sabaha dönen yüzünü sıcacık karşılamak için gece lambasından devralır nöbeti ıssız bir mum ışığı...
ve huzurla sabaha döner gece...
Başucumdaki not defterimle sonsuzluğa taşırken bana ayna olan anları; gecenin sabaha dönen yüzünü sıcacık karşılamak için gece lambasından devralır nöbeti ıssız bir mum ışığı...
ve huzurla sabaha döner gece...
harikasın burçakcım ...
YanıtlaSil