22 Nisan 2014 Salı

Sohbet

Bugün sabahı pırıl pırıl güneşin yansıdığı denizin üzerine, tekneyi altın bir kalem olarak kullanan güneşin bıraktığı altın ışık karşıladı. Gülümseyerek teşekkür ettim ve bir koşu bıraktım ayaklarımı yeniköy'ün eski istanbul kokan sokağından aşağıya.

Uzun zamandır kullanmadığım yolda gelişigüzel adımlarımla ilerledim ve epeydir yolumun kesişmediği, yeniköy'ün emektar çöpsüsüne rastladım. Bir kulağında kulaklık, yarısı bir yana diğeri ise belki de öz'üne bakan gözleri ile kendine has gülümsemesini bıraktı üzerime ve sordu "neredesiniz? ne zamandır görmedim sizi? dış memleketlere mi gittiniz?" 

Burnuma gelen hanımeli kokusunu içime çekerek beklediği yanıtı verdim. "Evet, bir süredir yoktum" dedim ve halini hatırını, memleketten haberlerin nasıl olduğunu sordum. "Memleket iyi" dedi ve duraksadı. "Şimdi siz gidip görmüşsünüzdür" diye devam etti konuşmaya bir yandan da elindeki süpürgesi ile yerdeki inatçı yaprağı iteliyordu. "Öyle ya herşeyi daha iyi yapmak lazım. Siz bana anlatsanız, dış memleketlerde bu işi daha iyi nasıl yapıyorlar?" diyerek sorusuna devam etti. "Her zaman öğrenecek şeyler vardır ve daha iyi nasıl yapılır diye bilmek istiyor insan" diye de ekledi.  "Aynı sizin gibi yapıyorlar" kelimeleri çıktı bir tek benden. Servisin koskocaman gövdesini gördüm ve iyi günler dilerek ayrıldım. Kulaklığını taktı, "hayırlı günler" dedi ve her mevsim dönümü yapraklarını topladığı ağaçlarına, sokağına geri döndü.

Yeniköy Yağhanesi sokağın mis deniz kokulu köşesindeki bu sohbet seslendi en içime ve dedi ki 
"Yüreğindeki işi yap ve her ne yapıyorsan aşkla yap"

Bu öğle saatlerinde öğrencilerim #salıJazz eşliğinde ışık ışık yanıma geldiklerinde, ruhum gülümsedi ve teşekkür ettim... 

Aşkla, ışıkla,
Burçak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hadi bir hesap yapalım beraber. İster misiniz?  Merak ediyorum... tıpkı yolunu kaybetmiş, ancak kaybolduğunun farkında olmayan bir çocuk gib...