İstanbul'da gün doğmaya yüz tutmuşken yola düştük. Sırtımızda çanta, kalbimizde binbir dilek. Sabahın ilk vapurunu yakalamış olmanın heyecanına, oturacak yer bulabilmiş olmanın mutluluğu eklendi. Mis gibi taze simit kokusunu alan martılar eşlik etti yolculuğumuza. Sıra sıra adaların her birini selamladık ve dileklerimizi salıvereceğimiz büyük ada'ya ulaştık.
Bizim üzerimize adı huzur olan bir örtü serilmişti uyandığımız an. Yolculuğumuzun devamında elimize rengarenk mumları aldık ve tüm dostları kattık sessizce, hayal kurarak, imgeleyerek attığımız adımlara. Arada sırada yüzümüzde belli belirsiz oluşan gülümsemenin ve kimi zaman da hüzünlü bakışların tek şahidi arnavut kaldırımları idi belki de. Kiliseye girmeden mumlarımızı heyecanla ışıkla donattık. Kilisenin kendine özgü kokusu hızlıca sardı ruhumuzu... Ellerimizi kalbimizde sımsıkı birleştirerek sadece şükrettik... Çıktığımızda bizi bekleyen renkahenk ağacın altındaki taşlara dileğimizi çizmek üzere çocukluğumun oyun arkadaşlarından bir parça kiremit çıktı karşıma. Ağaçtan düşmüş eriklerden, yapraklardan, kiremitin arkasında bıraktığı belli belirsiz çizgilerden hayal bir hayat yaratmıştık işte :)
Sayısız mucizelerin sahibi Aya Yorgi / Aziz Georgios, herşeyin inançla mümkün olduğunu koyuyordu ya sessizce yukarıya doğru ilerleyen adımlara, bu yüzden belki de yol boyunca karşımıza çıkan kelebekleri salıvermişti üzerimize. Yol üzerinde sağlı sollu şifacılar, dua edenler, pembe, kırmızı, mavi, beyaz mumlar, farklı dinlerin rituellerini sergileyen genç, yaşlı yürekler vardı. Bir diğerinin inancını ötekileştirmemişti Aziz Georgios ve kilisenin kapılarını her dinden, her inançtan duaya açmıştı. Öz'de bir olduğunun bilgeliğiyle ellerini gökyüzüne açmış; kalbinde birleştirmiş, göğsüne koymuş herkesi muhteşem bir ritüeli yerine getirmek üzere bir telaş sarmıştı.
Bizim üzerimize adı huzur olan bir örtü serilmişti uyandığımız an. Yolculuğumuzun devamında elimize rengarenk mumları aldık ve tüm dostları kattık sessizce, hayal kurarak, imgeleyerek attığımız adımlara. Arada sırada yüzümüzde belli belirsiz oluşan gülümsemenin ve kimi zaman da hüzünlü bakışların tek şahidi arnavut kaldırımları idi belki de. Kiliseye girmeden mumlarımızı heyecanla ışıkla donattık. Kilisenin kendine özgü kokusu hızlıca sardı ruhumuzu... Ellerimizi kalbimizde sımsıkı birleştirerek sadece şükrettik... Çıktığımızda bizi bekleyen renkahenk ağacın altındaki taşlara dileğimizi çizmek üzere çocukluğumun oyun arkadaşlarından bir parça kiremit çıktı karşıma. Ağaçtan düşmüş eriklerden, yapraklardan, kiremitin arkasında bıraktığı belli belirsiz çizgilerden hayal bir hayat yaratmıştık işte :)
Sakin sakin çıktığımız yoldan geri inme zamanı geldiğinde vapurlar dolusu dilek sıralanmıştı aşağıya kadar. Müthiş bir kalabalıktı. Aşağıya doğru ilerlerken, bu sefer daha önce "bir dilek tutmuş ve dileği gerçek olmuş" gülen yüzlerin hediyeleri şekerler, çikolatalar vardı :)) Yüzlerdeki gülümseme, tanıdık tanımadık herkesin içindeki şükran dört bir yanı sarmış rengarenk makaraların bıraktığı izlerle sarmanmıştı. Vapurlar dolusu dilek akın akın taşındı Aya Yorgi'ye... Yürekten istemenin mucizeleri beraberinde getireceğini öz biliyordu ve bedenleri de sürüklemişti işte :))
Bir'in ve bütünün hayrına olacak şekilde tüm dilekler kabul olsun :))
Aşkla, ışıkla,
Burçak

<3 ÇOK GÜZEL ANLATMIŞSIN SEVGİLİ SEVGİ DOLU BURÇAK :) BEN BÜTÜN KALBİMLE İNANIYORUM SENİN BÜTÜN İSTEKLERİN OLDU BİLE YÜZÜNÜN GÜLÜMSEMESİ HER AN ARTARAK HAYATINA İSTEDİĞİN HERŞEYİ GETİRİYOR SANA DÜŞEN SEVGİYLE ALMAK ONLARI VE NE KADAR ÇOK SEVİLDİĞİNİ BİLEREK ŞÜKRETMEK <3 SEVGİ VE IŞIK DOLU KALBİNE KALBİMDEN BİNLERCE IŞIK DOLU SEVGİ DOLU ÖPÜCÜK YOLLUYORUM IŞIĞINA IŞIK KATSIN BİRLİĞİMİZİ HİSSETTİRSİN <3 VE ÖYLE DE OLDU <3
YanıtlaSil