6 Ağustos 2014 Çarşamba

İki altın nefes arasında gün doğumu ve gün batımı


İki altın nefes arasında gün doğumu ve gün batımı. Gözlerini araladığında ayaklarının seni sürüklemesiyle başladığın gün, karşı kıyının camına yansıyan kızıl ışıkları yansıtarak yüzüne, vedaya hazırlanıyor.

Alelacele sıyrıldıktan sonra iş telaşından; yaşamının sana ait, sana özel, ama kısıtlı zamanlarına dalıyorsun sabırsızlıkla. Her gün, "bir" gibi görünse de hediyeleri farklı. Bir gün, en üst kat komşunun yetiştirdiği güvercinlerden en yavru, en beyaz olanı karşı dala konduğunda özgürlüğe kanatlanmaya çalışırken, onunla göz gözesin. Bir diğer gün, sokağın daha altındaki balkonun teyzesi ile birlikte, mahalleden geçen ve tanımadığın ayak sesine kulak kabartmış buluyorsun kendini. Bir diğer gün, sabahlara kadar hiç susmadıkları için kavgada olduğun kediler yoluna diziliyor sıra sıra, başka bir gün ise sus pus oluyor tüm sokak, yalnızlığını yüzüne vururcasına.

Evlerine dönen vapur yolcularına uzaktan kadehini kaldırırken bir gün, bakıyorsun ki yolu yarılamış tekne de kendince ağırlıyor misafirlerini. Ay'ın karşı kıyıdan doğumunu karşılarken bir gün; yolunun kesiştiği, kesişmediği herkesin aynı ay ışığını gördüğünü düşünüyor; ve yarı hüzünlü yarı umutlu bir gamze konduruyorsun sağ yanağına. Her gece, her gün doğumu aynı balkonu ziyaret eden martıların bile seslerinin değiştiğini görüyorsun gün ve gün...

İki altın nefes arasında gün doğumu ve gün batımı... Dilersen hediyelerle doldurursun her bir nefesi, dilersen kafesine çekiliverirsin gönlünden geçtiği gibi...

İki altın nefes arasında gün doğumu ve gün batımı...

Yeniköy Yağhanesi Sokağından,

aşkla, ışıkla...
burçak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hadi bir hesap yapalım beraber. İster misiniz?  Merak ediyorum... tıpkı yolunu kaybetmiş, ancak kaybolduğunun farkında olmayan bir çocuk gib...