21 Mart 2020 Cumartesi

"Kusurlarını görmeden birbirlerini anlamanın kör duygusu bu iki yalnız insanın üzerine bir mutluluk gibi inmişti. Birbirlerine söyledikleri sözler gitgide daha içten, daha yavaştı, birbirlerini anlayabilmek için birbirlerine iyice sokulmak zorunda kalmışlardı..." Stefan Zweig, İki Yalnız İnsan 

Biri aksayan ayağı, diğeri toplumsal güzellik anlayışı nedeniyle dışlanmış iki yalnız insanın vardiyaları sonrasında tesadüfen bir araya gelmesi anlatılıyor eserde.

Bu girişin ardından sizden rica etsem bir an için gözlerinizi kapatıp, zihninizde bu insanların nerede bir araya gelmiş olabileceğini, yüzlerini, kıyafetlerini (ve her ne isterseniz başka) zihninizde canlandırabilir misiniz?

Sadece bir kaç saniye...

Bu buluşmayı hayal ettiğinizde gün güzeli güneşli bir sahil resmetmek oldukça güç değil mi?
Daha çok yüzü yağmura dönük bir hava; hatta "ahmak ıslatan" gibi bir yağmur, gri gökyüzü, sıradan ama belki arnavut kaldırımı taşlar oldu benim tanımım.

Bu iki karakter düşünülünce yine zihninizde üzerinde bahar renkleriyle donanmış bir elbise taşıyan bir kadın ve de maviye dönük gri gözleri ışıldayan bir adam belirdi mi mi?
Yoksa kahverenginin farklı tonlarıyla bedenini giydirmiş kadın ve ışıltısını yitirmiş gözler mi daha uygun geldi sahneye?

Üçüncü şahıs olduğumuz ufacık bir sahne...

ve o sahnede ancak iki ayrı uç - siyah ve beyaz - arasında gitmek mümkün sanki ne dersiniz?
Kendi hayal gücümüzün, hatta o andaki ruh halimizin, belki geçmişteki yaralarımızın sonucunda oluşmuş düşüncelerimiz ve belki de toplumsal kalıplarımız dikkate almaya değer değil mi?

İçten dışa, dıştan içe,
İçeride ne varsa, dışarısı onun yansıması, 
İçinde güneş var ise, her gün bulutların en üstünde de olsa güneşin gününe doğması,
İçin buz kesmişse, dışarısı sert, çetin... 
İçeride ne varsa, dışarısı onun yansıması

Kısa not: Bir Avusturyalı usta'ya yine bir Avusturyalı usta eşlik etsin istedim resimde. 

Aşkla, ışıkla,
Burçak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hadi bir hesap yapalım beraber. İster misiniz?  Merak ediyorum... tıpkı yolunu kaybetmiş, ancak kaybolduğunun farkında olmayan bir çocuk gib...